Hikayemiz

Bodrum Mandalini’nin farkı eşsiz aromasıdır. Bu aroma denizden gelen meltem rüzgarı ve sımsıcacık güneş eşliğinde olgunlaşmasının ürünüdür. Günümüzde ise Bodrum’da mandalin bahçeleri gelir getirmiyor gerekçesi ile bakılmamakta ve her geçen gün sayıları azalmaktadır..

Baba Ömer Aras’dan devraldığımız mirası sonraki nesillere de aktarabilmek, aynı zamanda sürdürülebilir örnek bir bahçe yaratabilmek adına, kendisinin dikip büyüttüğü ağaçlardan elde ettiğimiz ürünleri, annemizin adını vererek “Bodrum Yadigarı” olarak adlandırdık.

Katkısız, geleneksel yöntemlerle üretmekte olduğumuz ürünlerin yanı sıra şeker ilavesiz lokum ve reçellerimizi sizin beğeninize sunmuş bulunmaktayız.

Afiyet olsun

ÖMER ARAS

Ömer Aras, Bodrum’a ve Türk turizmine katkı koyan temel taşlardan birisidir. Kendi eli ile diktiği 4000 Mandalin fidanı ile Bodrum yarımadasının en büyük üreticisi olmuştur. Yaşam hayatı genel olarak Bodrum ve karşısındaki yunan adası Kos (İstanköy) arasında geçmiştir. Yaşam hikayesini “Bodrumlu Çifci Diplomat” kitabı ile gelecek nesillere aktaran örnek insanlardan birisidir.

Kitabında;
– Ben nerede doğduğumu bilmiyorum. Ama annem, beni 1925 haziranında bir mandalina ağacı altında doğurduğunu söylerdi. Bu nedenle muhtemelen İstanköy’de doğmuş olmalıyım, diye söze başlar.
Baba Bodrum’un yerli eşrafındandır. O yıllarda Bodrum’da eğitim alabileceği bir okul yoktur. Eğitimini Kos adasında İtalyan okullarında tamamlamıştır. Kitabında annesinin, kendisini ve kardeşlerini alıp İstanköy’e gitmesinin nedenini, “Sanırım, bizler daha iyi eğitim alalım, yabancı dil öğrenelim, büyük dayım Şükrü Kaya ( Atatürk’ün İçişleri Bakanı) gibi yetişelim diye götürmüş olmalı.” diye aktarmıştır.

ikinci Dünya Savaşı yıllarında İstanköy’de yaşananların birçoğuna tanık olmuştur. 1944’te Bodrum’a askerliğini yapmak üzere gelmiş ve askerlik sonrası çiftçilik ilişkisi başlamıştır.

Ömer Aras, Bodrum’a gelen İtalyanların en küçük sorunlarıyla gönüllü olarak bire bir yıllarca ilgilenir. Bu göreve bağlılık, İtalyan devleti tarafından takdir edilir. İzmir İtalyan Konsolosu’ndan bir mektup alır. Konsolos, kendisiyle tanışmak istediğini, uygun bir zamanda İzmir’e gelmesini rica etmektedir. O gün ona İtalya Cumhurbaşkanının (Cavaliere) şovalye unvanı verildiği de bildirilmiştir. Bir ay sonra yapılan bir törenle beratı verilir, altın madalyası yakasına takılır.

1996’da bu kez İtalya Cumhurbaşkanı Scalfaro ve Meclis Başkanı Prodi tarafından Commendatore unvanıyla taltif edilir.

Ömer Aras, 1983- 2003 yılları arasında İtalyan Fahri Konsolosu olarakda görevlendirilir ve bu görevini layıkıyla yapmaya, Bodrum’u en iyi şekilde temsil etmeye çalışır. Ancak 2003’te yaş haddinden görevden ayrılır. Konsolosluk bayrağını, mührünü ve tabelasını teslim eder.

Bodrum’un Mandalin ile tanışma hikayesini kitabında paylaşmıştır.

Bodrumlu Çiftçi Diplomat: Ömer Aras

Ayrıntıların titizlikle işlendiği, yaşam tanıklığının ustalıkla öyküleştirildiği bir kitapta ölümsüzleşti “Bodrumlu Çiftçi Diplomat” Ömer Aras’ın hayatı… Çok özel bir ilgiyi hak ediyor.

Bodrum’un ve İstanköy’ün geçen yüzyılına ışık tutan: “Ömer Aras Bodrumlu Çiftçi Diplomat” kitabını 2012 yılında yayınlandı. Yaşam öyküsü olarak yazılan kitap aynı zamanda bir turizm belgeseli olarak da Ömer Aras’ın İtalyan fahri konsolosu olarak Bodrum turizmine katkılarını da akıcı bir dille gün yüzüne çıkarıyor.

Yazar, eğitimci, Bodrum Kent Konseyi Başkanı Hamdi Topçuoğlu’nun Ömer Aras’la iki yılı aşkın bir süre yaptığı görüşmelerle ortaya çıkan “Bodrumlu Çiftçi Diplomat Ömer Aras” kitabı, 1926-1947 arası İstanköy, 1947’den günümüze Bodrum tarihine, turizmine, çiftçiliğine de ışık tutuyor. Era yayınlarından çıkan kitabın tüm gelirleri Ömer Aras tarafından Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’ne bırakıldı.

Ömer Aras “Ben ömrümü bilimin aydınlığına ve bu toprakların çağdaş dünyayla buluşmasına adamış birisiyim. İsterim ki kitabım 7’den 70’e çağdaş düşünceye inanan herkes tarafından okunsun” dedi.

Yazar Hamdi Topçu’da “Ömer Aras gibi her yönden Bodrum’a örnek olan bir değerli insanla birlikte çalışmak benim için hem kazanç hem de gururdu. Ben Ömer Aras’la Bodrum’u İstanköy’ü ve geçen yüzyılı çok daha iyi tanıdım. Bu kitap özel bir sözü tarihtir. Geçmişle bu günü buluşturmak isteyen her Bodrumlunun bir başvuru kitabı olduğunu düşünüyorum” dedi.

Kitabın basılmasında tasarımları yapan gazeteci Attila Güvenç ” Günümüz varoluşundaki temel isimlerdendir Kocadon Ömer amca ya da Ömer Aras. Bodrum’da heykelinin dikilmesi gerekli saklı bir kaç insandan biridir O” açıklamasında bulundu.

Kitap ile ilgili diğer yorumlar, Hüseyin Şahin (Çiftci);

Ömer Aras Bodrum mandalinacılığının anıt isimlerindendir. Çok bilinçli bir ziraatçidir. Ağaçlarına gözü gibi bakar. İsrafı ve düzensizliği asla sevmez. Tek meyvenin bile heder edilmesini istemez. Bu konuda o kadar titizdir ki parasını alsa bile malını değerlendiremeyen tüccara bir daha mal vermez. Biz onun ziraatçiliğinden çok şey öğrendik.

Cemal Uslu (Tüccar);

Ömer Aras’la yılların dostuyuz.. Çok sağlam bir kişiliktir, dürüsttür. Sözüne çok güvenirim. Narenciye ve turizm üzerine çok başarılı çalışmalar yaptı. İtalyan fahri konsolosu olarak Bodrum’u ve ülkemizi yıllarca başarıyla temsil etmiştir. O Bodrum’un gurur duyacağı güzide bir insandır.

Bodrum’un unutulmaz süngercisi Aksona Mehmet de duygularını şöyle dile getiriyor;

Yaşadığım şu topraklarda,geçmişten geleceğe, gözümün gördüğü, gönlümün sevdiği, tabiat ve kültürel varlıklarımızın korunup gelecek nesillere aktarılmasında, gerçek bir beyefendi olan sevgili Ömer Aras’ın katkıları çok büyüktür. Yaşadığı mekanlara ve koruduğu mandalin bahçelerine bakınca bütün bunları somut olarak görmek mümkündür. Mandalin bahçelerine beton yığını dikenler, O’nun çocuğu gibi baktığı bu mandalin ağaçlarının ürettiği oksijeni cigerlerine doldurduklarını bilirler mi acaba ?. Bodrum süngerciliğinin dış ülkelere pazarlanmasında onun çabalarını hangi süngerci unutabilir? Ben her zaman kendime örnek aldığım bu muhteşem insanı Ege ve Akdeniz kıyılarında silinmes izler bırakan sünger avcılarının manevi huzurunda saygı ile selamlıyorum. Tanrım bu güzel insanın ve bıraktığı bütün degerlerin üzerinden iyiliklerini esirgemesin.

Ömer Aras’ın kitabı 132 sayfa kuşe kağıda basılı, ilk kez yayımlanan bir çok fotoğrafı da içeriyor.

Ömer Aras’ın anlatımı ile Bodrum Mandalina’sının tarihcesi;

1950’li yıllar incir, tütün, badem, arpa, buğdayın yetiştirildiği yıllar, Bodrum yarımadasında. O yıllarda incir artık para kazandırmamaya başlamış, tütün üretimi ise kısıtlanmıştı.. Bu yüzden yeni bir şeyler denemek gerekiyordu.

Birçokları narenciyenin Bodrum’daki geçmişinin yüzyıllar öncesine gittiğini sanır; oysa geçen yüzyılın başlarında Bodrum Çukurbahçe’de 20 kadar, Ortakent’te de iki Giritlinin köyün içinde ve Hortma mevkiinde toplam 30 kadar, ayrıca Bodrum’daki avlularda da birer ikişer mandalina ağacı vardı. Tüm bu ağaçlar rodos’tan getirilip dikilmişti.

Halikarnas balıkcısı,Cevat Şakir’de Kızının düğününe gitmiş Sicilyadan bir sürü çeşit getirmiş.. Klementin, Waşington Greyfurt türlü narenciye fidanı. Mahkemede başkatiplik yapan Ortakent’teki Mustantik bahçesine dikilmiştir. Sonra ise hiç ilgilenmemiş, çok iyi bakılmadığı içinde iri meyve vermiyorlardı. Esas 2. Dünya Savaşı öncesi Kalimnos adasından Kosmos adında bir sığır tüccarı, buralara gelir, Nalbantların kefilliği sayesinde köylülerden sığır alırmış. Bu alım satımda Nalbantların adamı Mehmet Çömez ona rehberlik edermiş. İtalyanlar harbe girince Kosmos, Türkiye’ye gelemediği için son alışverişin borcunu Nalbantlara ödeyememiş. 1945’te savaş bitince Kosmos Bodrum’a yeniden gelmiş. Nalbantlara, 1000 narenciye fidanım var, bu fidanlarımı almak isteyenlere size olan borcumun karşılığı tanesi 1 liradan satmaya hazırım, demiş. Bodrum’dan ilk olarak Akçalanlı Zeyyat Mandalinci’nin babası, Kalimnos’a gitmiş ve bu mandalina fidanlarından satın almış. Daha sonra başka Bodrumlular da bu fidanlardan satın almış. 1947–1950 arasında Bodrum’da herkes bahçesine, tarlasına mandalina fidanı dikmeye başlar. Ürünler çeşitlenir. Rizelilerin mandalinasını, satsuma’da dikilir.

Benim ilk işim mandalina bahçeleriydi, Kalimnos’tan 300 fidan getirince, o yıllardaki yaklaşık 50 adet mandalina fidanı 350 ye ulaştı. 10 yılda 4000 ağaca çıkardım. Kuyular açtım; kanallar, evler yaptım. Fidanlar beş yılda mandalina vermeye başladılar.” 1950’den 2000’e dek çiftçilikten para kazandım. Çocuklarımı mandalina parasıyla en iyi okullarda okuttum. 1950’li yıllarda yol yoktu; ürettiğimiz malı pazarlamak, deveye hendek atlatmaktan daha zordu; ama para kazanıyorduk. Şimdi malı havayoluyla gönderme imkânımız var; ama satamıyoruz. Görüyorsunuz mal dalında kalıyor.

Kocabacaklar ve Çobanyıldızı firmaları vardı. Onlar mandalina mevsiminde Karadeniz çektirmeleri kiralardı. Üretici ürününü toplar kasalardı. 60×30 boyutlarındaki kasalar, sınıflamaya göre 72, 80, 92, 102, 120,150, 210 mandalina alırdı. Mandalinanın büyüklüğü ne olursa olsun kasa 12–13 kilo gelirdi. Kasalar develerle sahile indirilir ve çektirme beklenirdi. Çektirme sırasıyla Gümbet’ten başlar, Yalıkavak’a kadar yalılara yanaşır, açığa demirler, kıyıdaki kasalar sandallar vasıtasıyla çektirmelere taşınırdı. Mandalina kasaları çektirmelerin depolarına yerleştirilirdi. Depolar dolunca güverteye istiflenirdi. Ben üç beş kuruş fazla para verir, mandalinalarımı güvertede taşıtırdım. Çünkü kapalı yerde mandalinaların asidi buharlaşır ve kalitesi bozulurdu. Bazen de üşenmez malımın başında İstanbul’a giderdim.

Daha sonra “Bodrum’da Karakaya’lar mandalina işini çok geliştirdiler. Bize de kendilerine de çok para kazandırdılar. Mandalinayı makineyle yıkıyorlar, seçiyorlar, ihraç ediyorlardı. Türkiye çapında ihracat yapan sayılı firma idiler. Yıllar ilerledikçe, şartlar değişti. Mandalina üretimi arttı ama günün ekonomik şartları maliyetleri yükseltmişti. Bahçeler tek tek satılmaya başladı, yerlerinde binalar mantar gibi bitmeye başladı Bodrum’un geleceğini belirleyen şey, kuralsızca genişleyen yapılaşma oldu.

Çiftçilik benim hayatım. Hiç vazgeçmedim. Çünkü tabiat insanı yaşatır. Çiftçi çapa sallayan insandır, beceriklidir. Kendi sebzesini meyvesini yetiştirir. Sonradan bu iş kayboldu. Köylü bıraktı artık çiftçiliği. Biz kilometrelerce öteden taşırdık suyu bahçelerimize… Şimdi çeşmeler evlerin içinde, ama kimse bir şey dikmiyor, üretmiyor. Yazık… Büyük bir kayıp.

Ha çocuk, ha ağaç… İkisini de emek emek büyütürsün. Çocukla ağaç arasında şu fark var ki, çocuk bir süre sonra kendi ayakları üstünde durmayı öğrenir, kendi yuvasını kurar. Ağaçlar, sen yaşadıkça seninle birliktedir. “Sen ağacı ne kadar seversen, ağaç da sana o kadar meyve verir.”

“Artık mandalina kazandırmıyor. Buna rağmen tek bir ağacımı dahi kesmedim. Kendi ellerimle diktim onları. Çocuğum onlar benim. Kim çocuğunu yola atar. Üstelik onlar bana meyvelerini veriyor. Mandalina para etmiyorsa suç mandalina ağaçlarının mı !”

Şu an başlattığımız proje “bodrummandalini.com ise son bir çaba” umarım gelecek nesiller Bodrum Mandalini’ni müzelerdeki ağaçlarda görmezler.

Bodrum Mandalini için yapılan diğer çalışmalar, girişimler:

Coğrafi İşaret:

Coğrafi işaret; “belli bir niteliği, ünü ve diğer özellikleriyle, bir yöre, alan, bölge veya ülke ile özdeşleşmiş bir ürünü tanıtıp, gösteren işaret”dir. Coğrafi işaret tescilinin amacı, coğrafi kaynak gösteren ürünlerin adlarının koruma altına alınmasını ve belirli bir kalitenin işareti olarak kullanılmasını sağlamaktır.

Kendine has kokusu ve tadıyla ünlenen Bodrum Mandalinası’nın “Coğrafi İşaret Tescili” Bodrum Ticaret Odası (BODTO) desteği ve Bodrum Turunçgil Üreticileri Birliği’nin başvurusu ile 2009 tarihinde gerçekleştirildi.

Bodrum’un marka ismini değerlendirip başka yörelerin mandalinasını Bodrum Mandalinası diye bundan böyle satılamayacak. Tüm tüketicilerin Bodrum Mandalinası diyerek satılan mandalinaları alırken Bodrum coğrafi işaretine bakmaları gerekmekte.

Boylama ve Paketleme Tesisi:

2010 yılı sonunda Bodrum Turunçgil Üreticileri Birliği koordinasyonunda, Bodrum Ticaret Odası (BODTO) ve gönüllü girişimcilerin desteği ile Ortakent-Yahşi beldesinde boylama ve paketleme tesisi kuruldu. Aktif olarak çalıştırılması henüz başarılamadı

 

 

Bodrum Mandalin Gazozu:

Ömer Aras’ın oğlu Erman Aras tarafından sosyal sorumluluk projesi olarak geliştirilmiş ve Bodrum Turunçgil Üreticileri Birliği ‘ne hediye edilmiştir. Başta Bodrum olmak üzere Türkiye’nin bir çok yerinde satımı devam etmektedir.